16 Mart 2015 Pazartesi

Tabu



Öncelikle  tabu dediğimiz polenezce bir kelimedir.(Neden bu polenezce kelime herkes tarafından kabul edilmiş evrensel bir nitelik taşımış bunu sizin gibi bende merak ettim;araştırdım da. Ancak pek bir şey bulamadım.Eğer biliyorsanız yazmaktan çekinmeyiniz.)Bir yandan ''kutsal,ilahi'' diğer yandan da ''esrarengiz,yasak,tehlikeli'' anlamlarına da gelir.Öncelikle tabuyu din veya ahlak sınırlandırılmaları ile karıştırmamalıyız.Bunların yasak olmaları herhangi bir tanrı ile bağdaştırılamaz,bunlar kendilerinden yasaktır.Kökenleri hakkında bilinen pek bir şey yoktur.Akla uygun hiç bir şey gösterilemezken etki alanı oldukça kuvvetlidir.Tabuların dinlerden çok daha eski bir geçmişe sahip olduğu çoğu kişi tarafından kabul edilmiş bir yargıdır.(Freud,wund,thomas vs...)

Antropolog W.Thomas:''Tabu sadece kişi veya şeylerin kutsallık özelliğini bu özellikten kaynaklanan yasağın türünü ve yasağın ihlalinden kaynaklanan kutsallığı içerir.'' demiştir.Buna göre anlayabildiğim kadarı ile Thomas, dini yasak olarak nitelendirilen şeyden tabu olarak söz edilemez demiştir.Zira tabuda ki kutsallık ihlalden sonra başlar.İhlalden önceye kadar herhangi bir kutsallık yoktur.Thomas'ın tabu tanımlamasına göre...

Tabunun amaçları çeşitlidir.Gerçekten de daha derinden bir araştırma yapıldığında tabunun kadim uygarlıkları dinden daha çok etkileyen bir sosyal ''düzen'' kurduğunu söyleyebilirim galiba.
1-Önemli insanları,halkı,değerli bir eşyayı koruma
2-Yeme,dokunma yoluyla oluşacak tehlikelerden korunma
3-İnsanları tanrının ve kötü ruharın şerrinden koruma
4-Bireyin malını,evini hırsızdan cinden koruma vs...

En eski ve önemli tabu yasaklarına bakdığımızda totem hayvanlarını öldürmemek,başka klanın karşı cinsiyle ilişkiye girmemek.Tabular alt sınıfdan üst sınıfa herkesi etkilerdi.Aynı ölçüde ve şekilde olmasada.Mesela en bilinen tabu örneklerinden birisi de eski romada ki jüpiter rahibi Flamen Dialis; ata binemez,hatta dokunamaz,silahlı orduya bakamaz,kırık yüzük takamaz,giysilerinde düğüm olamaz ve saçları sadece özgür bir insan tarafından kesileblirdi.Karısı da; aynı şekilde ayakkabısının derisi kendiliğinden ölen bir hayvan değil sadece öldürülen veya kurban edilen bir hayvandan alınabilirdi.

23 Ocak 2015 Cuma

Eduard von hartmann


 Hartmann,pek ilginç ve okuması keyif veren bir kişi değildi bana göre.Hegel ve Schopen den sentez yapmaya çalışmış ancak bunu tam olarak becerememiş daha çok ikisini bir araya koymuştur.(Bu çıkarımı ben yapmıyorum,genel felsefe otoriteleri böyle söyler) Doğa ve bilimin ilerlemesi hakkında bir kaç ilginç şey söylemiştir,isterseniz bakalım.


İnsanlığın ve dünyanın her ilerlemesi der, alsında dünyanın mahvolmasını hedef almıştır.Bu sebepten dünya kötüdür.Eğer biz dünyayı artık özüne varoluşuna atfen düşünürsek o fenadır.Dünyanın varoluşu irade ile sebeplendirilmiştir ve irade akıl olmadan vardır.Bu sebepten varoluş bir talihsizliktir ve hayat bir kahırdır.Hayat,özellikle insan yaşamı bir yanılsama bedeli ödenerek mümkündür.Bu yanılsamanın üç aşaması vardır.

1-Antikte mutluluk bireyin yeryüzünde ulaşabileceği bir nimet olarak kavranmıştır.

2-Hristiyanlık tarafından mutluluk ahrete kaydırılır ki ona birey ölümünden sonra ulaşır.

3-Yeni çağda bu dünyadan beklenir ama artık şimdiki zamandaki insanlık için değil tersine gelecekteki insanlar için umulur.

Schope ve hegelden bir sentez yapmak muhakkak ki iyi bir düşünceydi ayrıca mutlak olanın içinde hegelin gösterdiği akli ilkenin esasını görmek ve schopen'in gösterdiği rasyonel ilkeyi aramak da doğrudur. Ama hartmanın başaramadığı şey bu ikisini bağdaştırmak olmuştur.Bir sentez yerine o bir yan yan yanalık pozisyonu sağlamıştır.

21 Kasım 2014 Cuma

olimposluların farkı


Olimpos Tanrıları, bulunduğumuz coğrafya itibari ile en çok ilgimizi çeken ''varlıklar''dır.Ben her yerde bulabileceğiniz için sizlere bir soy kütüğü çıkartmayacağım.Sadece şu ana kadar bildiğim mitolojilerden(mısır-sümer) ilginç bir farkı belirtmek istedim.

Çoğu ulusların  tanrısı veya tanrıları dünyayı yarattığını ileri sürmüştür.Dünyayı yaratır insanları yaratır onlara bir kader çizer vs... Genelde dinler tarihine baktığımızda hep  bu yöntemlerle başlarız.Ancak Olympos Tanrılarında ise böyle bir durum söz konusu değildir.Onların yaptığı ne dünyayı yoktan yaratmak ne evrene bir şekil vermek olmuştur.Onların yaptığı  yalnızca bu dünyayı ele geçirmek olmuştur. Ele geçirdikleri dünyadaki krallıklarını kurduktan sonra da ne yönetim işine girmişlerdir ne de ticaretle uğraşmışlardır.Neden böyle dürüst işlerden uğraşsınlar ki? Haraç alıp yaşamak, vermeyenlerin üzerlerine yıldırımlar göndermek varken...Bu tanrılar egemenoymak başı,görkemli soygunculardan başka bir şey değillerdi.Savaşırlar, iyice içerler,sevişirler,başuclarında bekleyen topal demirciye kahkahalar savururlar, kendi kralları dışında kimseden korkmazlar.Sevgi ve savaş dışında yalan söylemezlerdi.